Küçük bir sahil kasabasında, her sabah erkenden uyanıp denizi izleyen bir çocuk varmış. Diğer herkes uyurken o, kıyıya vuran dalgaların çıkardığı sesi dinler, sanki denizin ona bir şeyler anlattığını hayal edermiş.<div>Bir gün kumsalda yürürken, parıldayan çok ilginç bir taş bulmuş. Taşı eline aldığında, güneş ışığı taşın yüzeyinden sekip kumsalın her yerine gökkuşağı renkleri saçmaya başlamış. Çocuk o an anlamış ki; bazen en değerli hazineler altın ya da gümüş değil, sıradan bir günün içinde karşımıza çıkan küçük, ışıl ışıl anlarmış.</div><div>O günden sonra çocuk, sadece denizi dinlemekle kalmamış, etrafındaki her küçük detayda saklı olan o gizli renkleri görmeye başlamış. Çünkü bazen dünyayı güzelleştiren şey, ona hangi gözle baktığımızdır.</div>