Kırmızı ve Sızı<div>Sana yürümek, bir gül bahçesine girmekti baştan ayağa,</div><div>Kokun cennetten bir nefes, rengin ömre bedel bir boya.</div><div>Lakin unuttum; gülün kalbi, dikenli tellerle örülü,</div><div>Aşk dediğin, hem baharın müjdesi hem de kışın gömülü.</div><div>Ellerim kan içinde şimdi, ama ruhum hala sende,</div><div>En derin yarayı açan, en sevdiğin çiçektir teninde.</div><div>Diken dediğin, gülün sadık koruyucusu, sert muhafızı;</div><div>Sancısı olmayanın, yüreğinde kalmazmış aşkın izi.</div><div>Hangi gül vardır ki, parmak uçlarını sızlatmadan verilsin?</div><div>Hangi sevda vardır ki, bedel ödemeden "benimdir" densin?</div><div>Ben senin dikenlerine de sarıldım, sadece yaprağına değil,</div><div>Çünkü biliyorum; acıyan yerinden filizlenir en büyük meyil.</div><div>Gülün hatırına katlandım o sivri, soğuk kederlere,</div><div>Aşkı bir bütün sandım; teslim oldum hem kokuya hem dertlere.</div><div>Şimdi avucumda bir demet acı, gönlümde binlerce koku;</div><div>Zira aşk; gülü severken dikenin yazdığı o en derin oku.</div>