<div>Güneş, perdelerin ardında bir yabancı,</div><div>Odada tozlanmış anıların ağır kokusu.</div><div>Zaman, kırık bir saatin yelkovanında asılı,</div><div>Ne ileri gidiyor, ne dindiriyor bu korkusu.</div><div>Boşlukta biriken sesler var duyulmayan:</div><div>Duvarların soğuk nefesi,</div><div>Yastığa damlayan uykusuzluk,</div><div>Ve aynada yabancılaşan o yüzün sessiz kafesi.</div><div>Göğüs kafesimde dilsiz bir kuş çırpınır,</div><div>Kanatları katran karası, uçmaya mecali yok.</div><div>Dünya dışarıda koca bir gürültüyle çalkalanır,</div><div>Benim içimde ise derin bir kuyudan başka bir şey yok.</div><div>Kelimeler artık birer sığınak değil, birer yük,</div><div>Anlamın bittiği o ince çizgideyim.</div><div>Gönül ne bir teselli ister, ne de büyük bir gök,</div><div>Kendi karanlığımın en sadık müridiyim.</div><div>"Bazen en ağır yük, insanın kendi içinde taşıdığı o devasa sessizliktir."</div>